E-mail: info@kemalsener.av.tr

Hukuk Bürosu – İstanbul


avukat2

Tanıma Tenfiz Davaları

avukat1

Nüfus Davaları

avukat3

Boşanma Davaları

Hukuki sorunlarınızda her zaman yanınızdayız.

Hukuki sorularınız için :

Tanıma ve Tenfiz Davası Açabilmek İçin Gereken Şartlar Nelerdir

Title: Tanıma ve Tenfiz Davası Açabilmek İçin Gereken Şartlar Nelerdir
Reviewed by Av. Kemal Şener on Mar 28
Rating: 5.0
Summary: Tanıma ve Tenfiz Davası Açabilmek İçin Gereken Şartlar Nelerdir

Tanıma ve Tenfiz Davası Açabilmek İçin Gereken Şartlar Nelerdir: Madde 34 – Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.

Yabancı mahkemeler tarafından verilmiş bir ilam olmalıdır: Madde her ne kadar tenfizden bahsetmekte ise de tanıma için de geçerlidir. Yine maddede belirtildiği üzere “mahkeme” tarafından verilmiş bir karar olmalıdır. Yurt dışında bazen görülmekte olan kilise gibi mahkeme sıfatı olmayan idari birimlerin verdiği kararlar bu madde kapsamı dışındadır. Yargıtay 2.HD 13.04.1995 tarihli kararında Kopenhag Belediyesi tarafından verilen boşanma kararının Türkiye’de yerine getirilmesi istemini de bu gerekçeyle mümkün görmemiştir. Yine aynı doğrultuda:

“…Kophenag valiliğince düzenlenmiş boşanma belgesinin mahkeme kararı olduğu kabul edilerek mahkeme kararının tanınarak tenfizi ve nüfus kaydına boşanma ile ilgili şerh verilmesine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı bulunmuştur.” (Yargıtay 2. HD. 28.12.1998 tarih; 1998/12495 E; 1998/14188 K) [2]


Kesinleşme Şartı:
 Dava konusu ilamın şekli ve maddi anlamda kesinleşmiş olması gerekir. Kesinleşme hususu Türk Hukukuna göre değil dava konusu ilamı veren ülke hukukuna göre belirlenecektir.[3] “… yerine getirilmesi istenen kararı veren devletin kendi kanunlarına göre kesinleşmesi ön koşuluna bağlıdır.” (Yargıtay 14. HD. 30.09.1985 tarih; 1985/5537 E; 1985/7505 K)


İlamın Hukuk Davalarına İlişkin Olması Gerekir:
 İlamın Hukuk davalarına ilişkin olup olmadığı tespit edilirken lex fori ilkesiyle belirlenecektir. Ceza, idare vs yönelik kararlar bu davanın konusu olamaz. Ancak yabancı mahkeme ilanı esas olarak bir ceza davasına ilişkin olmakla birlikte kişisel haklarla ilgili hükümler de içermekte ise MÖHUK 34/2 m gereğince ilamın sadece bu kısmı dava konusu edilebilir. Madde 34/2: Yabancı mahkemelerin ceza ilamlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı istenebilir.


Yabancı İlamın Türk Mahkemelerinin Münhasır Yetkisine Girmeyen Bir Konuda Verilmiş Olması Gerekir:
 Madde 38/b: İlamın Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, Bu çalışma Aile Hukuku ile sınırlı kalındığı için diğer hukuk dallarına girmeden maddenin boşanma ve ayrılık davaları yönünden değerlendirilmesi yapılacaktır. Boşanma ve ayrılık davaları münhasır Türk mahkemelerinin yetkisine giren bir konu olmadığı için burada bir sorun yoktur.


Dava Konusu Yabancı İlamın Türk Kamu Düzenine Açıkça Aykırı Olmaması Gerekir: 
Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri hangi kararların Türk kamu düzenine açıkça aykırılık teşkil edeceğidir. Burada sorun Kamu Düzeni kavramından ne anlaşılması gereğidir. Anayasa Mahkemesi: ….kamu düzeni deyimi; toplumun huzur ve sukununun sağlanmasını, devletin ve devlet teşkilatının korunmasını ifade etmektedir ve dış ve iç tehlikelere karşı devlet varlığının muhafazası….” (10/02/1976 T;1975/200 E; 1976/9 K)


Yargıtay:
 “…Türk Hukukunun emredici hükümlerinin dikkate alınmaması veya yanlış uygulanması tek başına mahkeme kararının tanınması veya tenfizini engelleyici bir sebep olarak görülemez. Türk kamu düzeni, Türk Hukuk düzeninin temelini teşkil eden ve kendisinden vazgeçilemeyecek değerlerinin korunması için sadece kamu düzenine aykırılığı aşikar olan olaylara münhasır olduğunun kabulü gerekir. Tenfizi istenen yabancı ilamda bu anlamda açıkça kamu düzenine aykırılıkta yoktur….”..” (2. HD. 04.11.2004 T; 2004/10683 E; 2004/13120 K)

Kamu Düzeni İlkesinin Değerlendirilmesi bakımından bazı Yargıtay İçtihatları:
“…Taraflar Amsterdam bölgesi Altıncı Asliye Hukuk Hakimliğinin kararı ile boşanmış, karar 20.9.2002′de kesinleşmiştir. Toplanan delillerden eşlerin hem Türk, hem de Hollanda vatandaşı olduğu ve yargılama sırasında Hollanda yasalarının uygulamasını istedikleri anlaşılmaktadır. Boşanma sebepleri ve hükümleri eşlerin müşterek hukukuna tabidir. (2675 sayılı Yasanın 13. maddesi) Eşler yargılama sırasında Hollanda hukukunun uygulanmasını seçtiklerine göre, Hollanda hukukunun uygulanmasında isabetsizlik yoktur. Uygulanan hukukun Türk kamu düzenine aykırı bir yönü de yoktur. (1675 sayılı Yasanın 38/c maddesi) Yargılamanın yapılmasına yönelik usul kuralları da hakimin kanununa tabidir. (lex fori) Gerçekleşen bu durum karşısında davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır….”(2. HD. 21.01.2003 T; 2003/13829 E; 2003/719 K)

***
“… 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanunun 40. maddesi; yabancı mahkeme ilamının kısmen veya tamamen tenfizine karar verilebileceğini hükme bağlamıştır. Yabancı boşanma ilamında müşterek çocuk Berkant ile Gamze’nin velayetleri anne ve babaya birlikte verilmiştir. Evlilik devam ettiği sürece ana baba velayeti birlikte kullanırlar. Boşanma veya ayrılığa karar verilmesi halinde hakim, velayeti eşlerden birine vermesi gerekmektedir. (MK.m.336) Velayet düzenlemesi kamu düzeni ile ilgilidir. Yabancı mahkemenin çocukların velayetini anne babaya bırakması Türk Medeni Kanununa aykırıdır. (MÖHUH. m. 38/c) Gerçekleşen bu durum karşısında ilamın velayete ait kısmı hakkındaki tenfiz isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır….” (2. HD 20.03.2003 T; 2003/2818 E; 2003/3889 K)

***
“….2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanununun 38/c maddesinde tenfizi istenilen ilamın kamu düzenine açıkça aykırı olmaması gerektiği hükme bağlanmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 308/1. maddesindeki hükme göre evlat edinilenin, evlat edinenden en az onsekiz yaş küçük olması şarttır.
Aynı Kanunun 313. maddesi gereğince ise, ergin veya kısıtlının evlat edinebilmesi için evlat edinenin alt soyunun bulunmaması gerekmektedir. Evlat edinme ehliyet ve koşulları kamu düzenine ilişkindir. Dosyada mevcut nüfus kayıt örneklerinden, davalılardan Hulusi Işıtan’ın 01.01.1963, Hediye Işıtan’ın 01.07.1963 doğumlu oldukları, 03.09.1980 doğumlu olan evlat edinilen davacı Serkan Acar ile aralarındaki yaş farkının onsekiz yıldan az olduğu, ayrıca evlat edinenlerin Ömer Onur, Öznur ve Gökay adlı çocuklarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, tenfizi istenilen yabancı mahkeme kararının Türk Medeni Kanununun 308. ve 313. maddesindeki şartları taşımadığından Türk kamu düzenine aykırı olduğu hususu dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır….” (2. HD. 20.09.2004 T; 2004/9169 E; 2004/10282 K)

Av.Kemal ŞENER

Benzer İçerikler:

Lütfen Yorum Yazın.

Bir Cevap Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır




Top