E-mail: info@kemalsener.av.tr

Hukuk Bürosu – İstanbul


avukat2

Tanıma Tenfiz Davaları

avukat1

Nüfus Davaları

avukat3

Boşanma Davaları

Hukuki sorunlarınızda her zaman yanınızdayız.

Hukuki sorularınız için :

ANLAŞMALI BOŞANMA

Title: ANLAŞMALI BOŞANMA
Reviewed by Av. Kemal Şener on Feb 17
Rating: 5.0
Summary: Anlaşmalı Boşanma

Anlaşmalı boşanma Türk Medeni Kanunu’nun düzenlediği genel boşanma sebeplerindendir. Anlaşmalı boşanma aynı zamanda mutlak boşanma nedenlerindendir.Özel veya genel olarak adlandırılan tüm boşanma nedenleri, ‘’Evlilik Birliğinin Sarsılması’’ nedenin altında toplanabilir. Uygulamada anlaşmalı boşanma olarak anılan aşağıda belirtilen düzenleme ile kısmen irade ilkesi kısmen evlilik birliğinin sarsılması ilkesine yer verilmiştir :

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 166.m.f.III hükmü, ‘’Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.’’ şeklinde düzenlenmiştir.

İlke olarak boşanma için hakim kararı gereksinimi bulunmaktadır. Evlilik en az 1 yıl sürmüş ve bu süreden sonra eşler boşanma konusunda anlaşıp fikir birliğine varmışlar ise bu durumda evlilik birliği temelinden sarsılmış demektir. Burada kesin bir karinenin varlığı kabul edilmektedir. Somut olarak evlilik birliği sarsılmamış olsa dahi, ortak başvuru veya davanın kabulü ile beraber evlilik birliğinin temelden sarsılmış olduğu varsayılmaktadır ve bu konuda hakimin herhangi bir taktir hakkı söz konusu değildir. Özet olarak MK. 166/III te aranan koşullar gerçekleştiğinde hakim, evlilik birliğinin gerçekten sarsılmış olup olmadığını araştırmayacak ve tarafların kusuru olup olmadığı ile de ilgilenmeyecektir. Çünkü kanunda kusura yönelik bir arayış bulunmamaktadır.

Anlaşmalı boşanma, bir çekişmesiz yargı işidir. Bunun sebebi boşanma ve diğer hususlar anlaşmış tarafların anlaşmalı boşanma talepleri sonucunda hakime düşen görevin, kanundaki usulleri izleyerek boşanma olanağının sağlanması olmasıdır. Hakim bu durumda , hükümde yer alan koşulların varlığını saptayarak evliliğin çözülmesine karar verir ve bu çözülme üzerine ortaya çıkan duruma uygun hukuki sonuçları düzenler.

Anlaşmalı Boşanma İçin Gereken Şartlar :
  • Evlilik süresi ( en az 1 yıl sürmüş olmalı )
  • Başvurma
  • Tarafların dinlenmesi
  • Boşanmanın sonuçlarının düzenlenmesi
  • Düzenlemenin uygun bulunması

A – ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA EVLİLİK SÜRESİ KOŞULU

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre , anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için  evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması gerekmektedir. Aşağıda da görüleceği üzere bu konuda öğreti ve Yargıtay uygulamasında bir ihtilaf bulunmamaktadır :

‘’… 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166/3 maddesinde, en az 1 yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurmaları ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sayılabileceği öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Dosyada mevcut nüfus kaydından, tarafların 01,04,2004 tarihinde evlendikleri anlaşılmaktadır. Mahkemece, Türk Medeni Kanunu’nun 166/3 maddesinde öngörülen 1 yıllık süre şartının gerçekleşmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.’’

Bu bir yıllık sürenin amacı, boşanma gibi önemli bir kararın fevri olarak bir anda verilmesini önlemek ve eşlerin, bir yıllık süre içinde birbirlerini daha iyi tanımaları ve ani karar vermemelerini sağlamaktır. Bir yıllık süre, evlenmenin gerçekleştiği andan itibaren başlamaktadır. Aile Mahkemesi hakimi bu süreyi araştırmakla yükümlüdür. Eşlerin bu 1 yıllık süre içinde ortak yaşamın sürmüş olması veya olmamasının anlaşmalı boşanmaya bir etkisi bulunmamaktadır.

Yargıtay’ın uygulamasına örnek aşağıdaki gibidir;
‘’4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi hükmüne göre en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabileceği öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir. Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının Medeni Kanun’un 184. maddesi çerçevesinde takdiri gerekir. ’’

B – ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA BAŞVURMA KOŞULU

Kanuna göre anlaşmalı boşanma için iki seçenek öngörülmüştür:

  • Eşlerin birlikte başvurmaları,
  • Eşlerden birinin, diğerinin açtığı davayı kabul etmesi

aa) Eşlerin Birlikte Başvurmaları

Anlaşmalı şekilde boşanmak isteyen eşler birlikte başvuruda bulunabilirler. Bu durumda davacı ve davalının kim olacağı sorusu gündeme gelir. Yargıtay, eşlerin anlaşmasına vardığı boşanma davalarında iki davacı ve iki davalı olduğu görüşündedir. Yargıtay son kararlarının birinde ise eşlerin birlikte hazırlayacakları dilekçe ile anlaşmalı boşanma davası açabileceklerini kabul etmiştir.

bb) Eşlerden Birinin Diğer Eşin Açtığı Davayı Kabul Etmesi

Anlaşmalı boşanma için eşlerin birlikte başvurmaları zorunluluğu bulunmamaktadır. Eşlerden herhangi birinin açmış olduğu davayı, diğer eş davanın herhangi bir aşamasında kabul eder ve bu şekilde anlaşmalı boşanma gerçekleştirilebilir. Kabul beyanını diğer eşin yapması gerekli olsa da özel yetki verilmiş ise vekil de kabul beyanında bulunabilir.

Kabul beyanı boşanmanın mali sonuçları ve çocuklarla olan ilişkileri kapsamaz. TMK’ nın 166 f. III hükmünde belirtilen yasal koşullarının hepsi gerçekleşmemiş ise davalının boşanma davasını kabul etmesinin bir anlamı bulunmamaktadır.

C -) ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA TARAFLARIN DİNLENMESİ

Anlaşmalı boşanma davasının anlaşmalı şekilde gerçekleşebilmesi için eşlerin iradelerinin açıklamaları gerekmektedir. İrade açıklamasının alınmasında;

  • Taraflar bizzat dinlenmeli,
  • Tarafların imzaları alınmalıdır
  • Taraflardan biri vesayet altında ise TMK. m. 166 f. I hükmüne göre inceleme yapılmalıdır
aa. Taraflar Bizzat Dinlenmelidir

Anlaşmalı boşanma davasında kanuna göre tarafların bizzat dinlenmesi şartı bulunmaktadır. Aile Mahkemesi hakimi,  iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi için davacı ve davalıyı bizzat dinlemesi gerekmektedir:

‘’….4721 sayı Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesinde, en az 1 yıl sürmüş evlilikte eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabileceği öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocuklarının durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliğin kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. 

Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının Medeni Kanunun 184. maddesi çerçevesinde takdiri gerekirken, davacı ve davalı dinlenilmeksizin taraf vekillerinin beyanı ile yetinilerek eksik inceleme ile boşanma hükmü kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.’’

Dava vekil ile takip ediliyor olsa dahi, davacı ve davalının vekillerinin davacı ve davalının huzurunda dinlenmesi davacı ve davalının dinlenmesi anlamı taşımamaktadır. Kanunda hakimin tarafların konuşmaları sırasındaki serbest iradelerinin denetlenmesi amaçlandığından HUMK 69. maddesinde yer alan kural, bu gibi durumlarda uygulanamaz.

Tarafların bizzat dinlenmesi kamu düzenine ilişkindir. Vekilin beyanı ile boşanma kararı verilemez. Eşlerin birlikte aynı hakim tarafından dinlenmesi gerekmektedir ve talimatla dinlenilerek anlaşmalı boşanmaya karar verilemez.

bb. Tarafların İmzaları Alınmalıdır

Anlaşmalı boşanma kuralları gereğince davalının duruşma tutanağına geçirilen beyanı imzalatılmalıdır. Davacının ve davalının tutanağa geçirilen beyanı kendisine okunmamış ve imzalatılmamışsa, bu tutanağa dayanılarak anlaşmalı boşanma kararı verilemez.

cc. Taraflardan Biri Vesayet Altında İse TMK. m. 166 f.I-II Hükmüne Göre İnceleme Yapılmalıdır

Anlaşmalı boşanma davasında, boşanma kararı verilebilmesi için hakimin, bizzat tarafları dinlemesi, iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve ayrıca boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu konusunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şartı bulunmaktadır.

Eğer taraflardan birinin vesayet altında olduğu anlaşılır ise vasinin iradesini boşanma yönünde açıklama yönünde açıklamış olması ile boşanma kararı verilemez. Bu durumda vasi ile beraber diğer tarafın gösterecekleri delillerin toplanması ve TMK. m. 166 f. I-II hükümlerine göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekmektedir;
‘’Toplanan delillerden davacının akıl hastalığı sebebiyle vesayet altına alındığı anlaşılmaktadır. Hakim huzurunda vasinin iradesini boşanma doğrultusunda açıklamış olması, boşanma isteğinin şahsa bağlı haklardan olması sebebiyle sonuç doğurmaz. Asilin dinlenme olanağı da yoktur. Bu gibi hallerde tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delilleri toplanıp TMK’nın 166. maddesinin I v II fıkralarına göre değerlendirme yapılmalıdır. TMK’nın 166/3 maddesinin şartları oluşmadan, tarafların delilleri sorulmadan ve gösterilen deliller getirtilip, tanıkları dinlenmeden olayların varlığının kabulü sonucu boşanmaya karar verilmesi usul ve yasa hükümlerine aykırıdır.’’

dd. Saik Dikkate Alınamaz

Anlaşmalı boşanma davasında şart olan, hakim tarafından tarafların bizzat dinlenip iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirilmesi boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu konusunda tarafların anlaştığı düzenlemeyi uygun bulmasıdır. Boşanma kararı verilebilmesi için iradelerin ‘’serbestçe açıklandığına’’ kanaat getirilmesi yeterli olmaktadır. Aile Mahkemesi hakimi saik denetlemesi yapamaz. Örneğin; yetim aylığına hak kazanma, eşin borcu sebebiyle malları hacizden kurtarma gibi mali anlaşmalı boşanma isteğinde bulunulabilir. Anlaşmalı boşanma davasında tarafların boşanma sebebini (iç nedenini) açıklama zorunluluğu bulunmamaktadır. Boşanma tarafların anlaşmasına kalmıştır.

D-)ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA PROTOKOLÜN UYGUN BULUNMASI

Taraflarca sunulan düzenlemeye farklı isimlere verilebilmektedir ; anlaşma protokolü, boşanma protokolü, protokol, proje, taslak gibi.4721 sayılı yasanın m.166 f.III hükmüne göre Aile Mahkemesi hakiminin taraflarca sunulan düzenlemeyi uygun bulması şarttı bulunmaktadır.

aa. Her Hususta Anlaşma Sağlanmalıdır.

Evlilik en az 1 yıl sürmüş ise ve eşler birlikte başvurmuş ya da bir eş diğerinin davasını kabul etmiş ise bu durumda evlilik birliği temelinden sarsılmış kabul edilir. Bu durumda boşanma kararı verilebilmesi, hakimin tarafları bizzat dinledikten sonra iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve buna ek olarak boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu konusunda tarafların kabul ettiği düzenlemeyi uygun bulmasına bağlıdır. Taraflar boşanmanın tüm mali sonuçları ve çocuklarının durumlarının ne olacağı konusunda anlaşmaya varıp bunu hakime açıklamak zorundadırlar. Bu açıklama yazılı bir metin halinde de sunulabilir ya da sözlü olarak da açıklanabilir. Ancak sözlü olması durumunda bu anlaşma bir tutanağa geçirilerek her iki eş tarafından da imzalanmalıdır.

Boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu konusunda hususunda taraflarca kabul edilecek olan düzenlemenin tam bir mutabakat içermesi gerekmektedir. Düzenleme hiçbir şekilde koşula bağlanmamalıdır.

aaa. Boşanmanın Mali Sonuçları Hususunda Anlaşma Sağlanmalıdır.

Aile Mahkemesi hakimi tarafından boşanma kararının verilebilmesi için, boşanmanın mali sonuçları olan maddi manevi tazminat ve nafaka konularında taraflarca kabul edilecek olan düzenlemeyi hakimin uygun bulması şarttır. Anlaşmalı boşanma davalarındaki tazminata ilişkin beyan, 4721 sayılı TMK’nın 174. maddesine dayanmaktadır ve burada alınacak beyan taraflar arasındaki diğer alacakları (eşya gibi) içermemektedir. Bu durum boşanma davasından ayrı açılacak alacak ve tazminat davalarında gözden kaçırılmaması gereken bir konudur.

bbb. Çocukların Durumu Hususunda Anlaşma Sağlanmalıdır.

Aile Mahkemesi hakimi tarafından boşanma kararının verilebilmesi için, çocukların durumu, iştirak nafakası, çocuklar ile olan kişisel ilişki ve velayet konularında taraflarca kabul edilecek olan düzenlemeyi hakimin uygun bulması şarttır. Ergin olmayan çocukların velayetinin kimde kalacağı ve diğer tarafın çocukla kişisel ilişkisinin ne şekilde olacağı gibi maddeler beyanda mutlaka yer almalıdır. ‘’Kişisel ilişkiyi Mahkemenin takdirine bırakıyoruz’’ biçiminde yazılan ve imzalanan beyanlar gerekçeli karar yazıldıktan sonra şikayetler oluşmasına sebep olabilir. Uygulamada tarafları sıkıntıya sokacak bir diğer konu da iştirak nafakası konusudur. Anlaşmalı boşanma sırasında çocuk için nafaka istenmemiş olsa bile bu durum çocuğun hakkı olan eğitim ve öğretimini sağlayacak yardımın daha sonra istenmesine engel teşkil etmemektedir. Bu sebepten velayeti anneye verilen çocuk için daha sonra iştirak nafakası talep edilir ise uygun miktar olan bir iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekmektedir.

bb. Düzenlemede Değişiklik Yapılırken Tarafların Görüşü Alınmalıdır

Hakim gerekli gördüğü takdirde , tarafların ve çocukların yararına olacak şekilde düzenlemede değişiklik yapabilir. Mahkeme öncelikle tarafların beyanlarının kabul edilmeyiş sebeplerini açıklamalı ve onlara bir teklif götürmelidir. Bu olmadan dava reddedilemez. Mahkeme ayrıca kendini tarafların yerine koyarak değişikliği kendiliğinden  de gerçekleştiremez. Hakim düzenlemenin hangi bölümünü kabul etmediğini açıklayarak taraflardan gerekli gördüğü değişiklikleri yapmalarını talep eder. Bu değişiklikler konusunda taraflar anlaşma sağlar ise anlaşmalı boşanma kararı verilir. Özet olarak protokolde yapılan değişiklik tarafların onayı alınmadan gerçekleştirilemez.

Düzenlemede en çok problem genellikle çocukların velayetinin hangi tarafa verileceği konusunda çıkmaktadır. Anlaşmalı boşanma kararı sadece velayet yönünden temyiz edilse bile incelenir ve bunun sebebi velayetin kamu düzenine ilişkin olmasıdır. Örnek vermek gerekirse Yargıtay, anlaşmalı boşanmada beş aylık çocuğun velayetinin babaya verilmesini uygun görmemiştir.

cc. Düzenleme Dışı Karar Verilmemelidir.

Aile Mahkemesi hakiminin taraflarca kabul edilecek bir düzenleme dışında bir karar vermemesi gerekmektedir. Eğer hakim tarafından boşanma düzenlemesinin uygun bulunmadığı duruşmada açıklanmamış ve uygun bulduğu değişiklikler tarafların bilgisine sunulup onaylanmamış ise , hakimin boşanma düzenlemesini uygun bulduğu kabul edilir.

dd. Düzenleme Uygulanabilir Olmalıdır.

Anlaşmalı boşanma davasında boşanma kararı verilebilmesi için tarafların anlaşmış olduğu düzenlemenin uygulanabilir olması şartı bulunmaktadır. Yani, düzenlemenin infazı mümkün olmalıdır ve bu düzenleme sonradan ihtilafa sebep olmamalıdır. Ayrıca boşanma protokolünün iptaline ilişkin dava da yine Aile Mahkemesinde görülmelidir.

E-) ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA KUSUR ARAŞTIRMASI YAPILAMAZ

Evlilik en az bir yıl sürmüş ve sonrasında eşler boşanmak için birlikte başvurmuş veya bir eşin açtığı davayı diğeri kabul etmiş ise bu durumda evlilik birliği temelinden sarsılmış kabul edilir. Bundan dolayı eşlerden birini diğerinden daha fazla kusurlu kabul etmek mümkün değildir. Hakimin, taraflar boşanma yolunda iradelerini beyan ettikten sonra evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğunu araştırması olanaksızdır.

F-) ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA HÜKÜM

Hakimin yalnızca anlaşmanın onaylandığını belirtir biçimindeki karar vermesi infazda güçlük yaratır. Hüküm, anlaşmalı boşanmada yer alan tüm edimlerin uygulanmasına olanak vermeli, bu yönde yazılmalı ve bu hükümler kanuna uygun ve duraksamaya yer verilmeden icra edilmeye elverişli olmalıdır.

aa. Karar Eda Hükmünü Taşımalıdır.

Anlaşmalı boşanma davasında verilen hüküm açık olmalıdır ve infazda duraksamaya yer vermemelidir. Kararlaştırılan düzenleme, hüküm fıkrasına eda emri taşıyacak şekilde yazılmış olmalıdır. Anlaşmalı boşanma davasında hüküm kurulurken düzenlemeye atıf yapılamaz ve düzenlemenin tasdiki şeklinde karar verilemez. Hüküm fıkrasına düzenlemenin tamamı geçirilmeli ve bu infazda karışıklık yaratmayacak şekilde yapılmalıdır. Düzenleme içerisinde eğer varsa tapu kayıtları celp edilmelidir ve ayrıca anlaşmaya uygun olarak tesciline de karar verilip boşanma hükmü kurulmalıdır.

bb. Anlaşmalı Boşanma Davasında Feragat

Anlaşmalı boşanma davasından feragat etmek mümkündür. Eğer edilecek ise bu yön dikkate alınmalıdır. Yargıtay’ın çoğunluk görüşü sadece ‘’davacı sıfatını’’ kullanan eşin davadan feragat edebileceğini söylemektedir.

cc. Yargılama Gideri

Tahsil edilecek olan muhakeme masrafının hükümde belirtilmesi gerekmektedir. Anlaşmalı boşanma davasında yargılama giderleri tarafların istekleri doğrultusunda bir karara bağlanmalıdır.

SONUÇ

Eşlerin anlaşmış olmaları ve düzenledikleri anlaşmalı boşanma protokolünün hakim tarafından uygun görülmesi sonucunda eşlerin kendi ‘’iradeleriyle’’ boşanabilmeleri, Türk Hukuk Sistemimiz açısından oldukça yerinde bir düzenlemedir. Aksi durumda birey iradesinin hiçe sayılacak ve evlilik birliğinin istenmediği halde devam edecek ve eşler istemedikleri bir hayat sürmek zorunda kalacaklar idi. Bu sebeplerden ötürü anlaşmalı boşanma, Türk Hukuku’nda bireyin iradesine verilen önemin bir göstergesidir.

Benzer İçerikler:

6 comments

  • 2006 yılında anlaşmalı olarak boşandık. ozaman ayrıldıgım eşimin maaşı 1500 TL idi çocuk iştirak nafakası olarak 400 TL belirlendi. hakim kararda nafaka artış onanını belirlemedi aradan sekiz yıl geçtimesne ramen hala aynı oranda nafaka ödeniyor. çocuğum 13 yaşında okul ve dersane masraflarını ödeyemiyorum. nafaka artış davası açmak istiyorum dava açarsam nafaka artışı ne kadar olur ve dava açmak için nasıl bir yol izlemeliyim yardımcı olursanız sevinirim.

  • yurdisindan size ulasiyorum yasim 24. Turkiyede anlaşmalı boşanma islemlerimi bakacak bir avukat aramaktayim siz eger bana yardim edebilirseniz cok sevinirim. Eski esimle 1 sene falan evli kaldik suan ayri yasiyoruz iki tarafli bosanma karari hicbir zorluk kicarmicak.

  • Çilem Eroğlu

    Merhaba kemal bey çok vaktinizi almayacaksa bir sorum olacak bunu çok araştırdım ama çıkar yol bulamadım . Abi temmuz ayında eşimden boşando ve karar kesinleşti. Kasım 15 de çeşitli baskılarla tekrar aynı kişiyle evlenmek zorunda kaldı ve nikahdan sonra 3. Gün gerçekten bu işin olmayacağını anlayıp evleri ayırdılar şimdi anlaşmalı boşanma için dilekçe verdiklerinde nikahtan 1 yıl sonra dava açılıyormuş bu durumun içinden çıkamadık bana yardımcı olursanız çok sevineceğim teşekkür ederim

    • Merhaba Çilem hanım, Sayın Avukatın makalesinde yazdığı gibi anlaşmalı boşanmanın şartı 1 yıl evli kalmaktır. Artık mahkemelerde bu konuda bilinçli olduğundan gerekli nüfus araştırmasını yapıyorlar ve 1 yıl dolmadıysa dava kabul edilmiyor. 1 yıl dolmasını bekleyecek. yada çekişmeli olarak dava açacak. fakat çekişirlerse dava yine uzar.en kolay yolu 1 yıl dolana kadar beklemektir. birde evliliğin feshi diye bir durum var. zorla evlendirildiğini ispat ederse yine boşanabilir. ama mahkemelerin yoğunluğu duruşmaların araştırmalar için ertelenmesi sebebiyle yine 1 yılı bulabilir, belkide geçer. bende anlaşmalı boşandım. taraflarla giriştiğim hukuk mücadelesi sebebiyle şimdi hukuk eğitimi alıyorum. kendi tecrübelerim ve öğrendiklerimle yazmak istedim.

  • Tamer Savaşan

    Size yaşanan örneklerden farklı bir soru sormak istiyorum.
    Eski eşimle 2010 Nisanda anlaşmalı boşanma ile boşandık. Oğlum o zaman kreşe gittiği için 450TL kreş ücretini dahil ederek 600 TL. İştirak nafakası yazdırdım. Kreş ve daha sonra da eski eşimin de rızasıyla gönderdiğimiz kolejine eski eşim üzerinden değil bizzat kendim ödeme yaptım. Kreş 450, Koleji de 1000TL üzeri. Buna rağmen eski eşime 3 yıldır, önce 250 sonra artırarak 400 TL banka havalesiyle adına her ay nakit gönderdim. Bununla da yetinmeyip kredi kartı verdim ekstra harcamalarını da ordan yapmasını sağladım. Şimdi 3 sene önce yazılan 600 TL.nin altında ödeme yaptım diye icraya veriyor. Kreş ve Okul ödemelerini kendim yaptığım için bunu fırsat biliyor. İnternetten yaptığım araştırmalarda eğitim dahil deniyor ve iştirak nafakasından düşülür diyor.

  • Merhaba,ben marmara hukuk 2.sınıf öğrencisiyim size bir sorum olacaktı. Anlaşmalı boşanma yapmış bir şahıs boşandıktan sonra eşinin kendisini evlilik devam ederken aldattığını öğreniyor,bu sebeple manevi tazminat davası açabilir mi,nasıl bir yol izlemeli ispat vb. hususlarda,dönüş alabilirsem sevinirm. Teşekkürler.

Lütfen Yorum Yazın.

Tamer Savaşan için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır




Top