İsim Değiştirme Davaları İle İlgili Yargıtay Kararları


İsim Değiştirme Davaları İle İlgili Yargıtay Kararları

Davacı vekili dava dilekçesinde, annesi Fatma ve teyzesi Aişe’nin nüfus kü­tüğünde “Hacı Mehmet” olarak yazılı baba adının “Ahmet” olarak düzeltilmesi­ni istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içindeki aile nüfus kayıt tablosu içeriğinden davacı Ahmet Oktay Y.’ın dedesi Hacı Meh­met’in 01.07.1868 doğumlu olarak 21.06.1905 tarihinde nüfusa tescil edildiği ve 25.04.1917 günü öldüğü, davacının dede adının da Hacı Mehmet olduğu anlaşılmaktadır. Özel hukuk açısından ad, kişiyi tanıtan ve onu diğer bireyler­den ayırmaya yarayan bir kavramdır. Kendine özgü kişiliği ve özvarlığı olan her birey, başkalarından adıyla ayırt edilir, toplum ve ailesi içinde bununla yer alır. Onun içindir ki her kişinin bir adının olması ve adının nüfus siciline yazılması yasayla zorunlu kılınmıştır. Bu zorunluluk aynı zamanda kişinin yaşamıyla öz­deşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir öğesini oluşturan adını özgürce seçmesi ve onunla tanınması için kendisine tanınmış bir temel kişilik hakkıdır. T.C. Anaya­sası ile güvence altına alınmış olan adın, kişilik hakları içerisinde taşıdığı önemi göz önünde bulunduran, TMK’nunda kişiliği korumaya ilişkin hükümlerle yetinilmeyip (m.23-25), onu ayrıca düzenlemek yoluna gidilmiştir (m.26-27).Buna göre anılan Yasanın 27.maddesi hükmü uyarınca adın değiştirilmesi, ancak haklı nedenlere dayanılarak hakimden istenebilir ise de kişiye sıkı sıkıya bağlı olan ad üzerindeki bu hakkı, kişinin kendisinden başkası kullanamaz. O halde somut olayda, yaşamı süresince nüfus kütüğünde yazılı (Hacı Mehmet) adını taşıyıp bu adla öldüğü anlaşılan kişinin (dedenin) adının değiştirilmesi istemiyle davacı (torunu) tarafından açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddi gerekirken, mahkemece işin esasına girilerek istem gibi hüküm kurulmuş olma­sı usul ve yasaya aykırı görülmüştür, 18. HD. 2009/1816-1388.

ADIN SÖYLENMESİNİN ZORLUĞU VEYA GÜLÜNÇLÜĞÜ İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

Davacı dava dilekçesinde, adının kayden “Abdulkadir” olmasına karşın “Kadir” adı ile tanındığını bildirerek adının “Kadir” olarak değiştirilmesini istemiştir.4721 sayılı Türk Medeni Yasası’nın 27. maddesi hükmüne göre adın ve soyadın düzeltilmesi haklı nedenlere dayanılarak hakimden istenebilir. Somut olayda davacı yanın dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar, dosyada toplanan kanıtlar ve özellikle tanık anlatımları ile kolluk araştırması anılan yasa maddesi hükmüne göre haklı neden sayılarak davanın kabulü ile davacının adının istem gibi düzeltilmesine hükmedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile da­vanın reddi doğru görülmemiştir, 18. HD. 06.03.2012, 2011/11361-2012/2297.

İSİM DEĞİŞTİRMEDE AİLEDE BİRDEN FAZLA KİŞİNİN AYNI ADI TAŞIMASI İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

Davacılar dava dilekçesinde, kızlarının adının nüfus kaydında “Fatma” ola­rak geçmesine rağmen çevrede “Gizem” adı ile tanındığını, çevrede bilinen adı ile nüfusta yazılı adının farklı olmasının karışıklığa neden olduğunu bildirerek, kızları Fatma’nın adının “Gizem” olarak değiştirilmesini istemişler, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Yasası’nın 27. mad­desi hükmüne göre adın ve soyadın düzeltilmesi haklı nedenlere dayanılarak hakimden istenebilir. Somut olayda davacı yanın dava dilekçesinde ileri sürdü­ğü hususlar dosyada toplanan kanıtlar ve özellikle tanık anlatımları, anılan yasa maddesi hükmüne göre haklı neden sayılarak davanın kabulü ile davacıların kızları Fatma’nın adının istem gibi değiştirilmesine hükmedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir, 18. HD. 03.05.2012, 2012/2238-4978.

DİN DEĞİŞTİRMENİN HAKLI NEDEN OLDUĞUNA DAİR YARGITAY KARARLARI

Davada, davacı Hıristiyan dinini kabul ettiğini, Ramazan olan adının dini inancına uygun düşen “Daniel” olarak değiştirilmesini istemiş, mahkemece, davacının adını değiştirmede haklı nedenin bulunmadığı gerekçesi ile “davanın reddine” karar verilmiştir. 4721 Sayılı Türk Medeni Yasasının 27. maddesi hük­mü uyarınca “kişi haklı nedenlere dayanarak adının değiştirilmesini hakimden isteyebilir.” Hangi hallerin haklı sebep teşkil ettiği konusu her bir davadaki özel koşullara göre mahkemece belirlenecektir. Bu belirleme yapılırken objektif koşullardan çok değiştirme isteminde bulunanın mahkemeye sunacağı özel nedenlerin dikkate alınması gerekir. Bu özel, kişiye özgü nedenler; istemde bulunanın kişiliği, sosyal statüsü, aile ilişkileri de göz önünde bulundurularak hakim tarafından değerlendirilmelidir. Ad ve soyadı kişiliğin ayrılmaz bir öğesidir. Kişi bununla anılır ve tanımlanır. Ad veya soyadı niteliği gereği onu taşıyan kişi tarafından benimsendiğinde anlam taşır. Adını benimsemeyen kişiliği ile özdeşleştirmeyen kimsenin, adını değiştirmek istemesi en doğal hakkıdır. Böyle bir durumda, ad değiştirme istemlerini içeren davalarda davacının tercih ve arzusunun ön planda tutulması ve öncelikle dikkate alınması gerekir. Türk Me­deni Yasasının öngördüğü “haklı neden” bu kapsam içinde değerlendirildiğinde hakimin bu konudaki takdiri; ileri sürülen nedenin ve yeni alınmak istenen ad veya soyadının toplum değerlerine ve yasanın buyurucu kurallarına ters düş­meyen, özellikle başkalarına veya çevreye zarar vermeyen, incitmeyen nitelikte bulunduğunun saptanmasıyla sınırlı olmalıdır. Somut olayda; davacı, isteği ile Hıristiyan dinini tercih etmek suretiyle dinini değiştirmiş ve bu husus, 29.1.2007 tarihinde idari kayıt düzeltme ile nüfus kaydına işlenmiştir. Ramazan olarak taşıdığı ad İslam dininin kutsal aylarından birinin adıdır. Davacının dinini değiş­tirmesinin yanında kendi dinini ve kültürel yapısını yansıttığına inandığı adı kullanmak istemesi bir haklı neden sayılmalıdır. O halde, mahkemece yukarıda açıklanan hususlarda dikkate alınarak, davanın kabulüne karar verilmesi gere­kirken reddi yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.18. HD. 2007/7881-8649.

—————————————————————————————————-

Davacı vekili, dava dilekçesinde müvekkili Hasan Ç.’in 2006 yılında nüfus kütüğünde İslam olarak gösterilen dinini Hıristiyan olarak değiştirdiğini, bu ne­denle geleneksel bir Hıristiyan ismi olan “Gabriel” adı ile tanındığını ileri sürerek “Hasan” olan adının “Gabriel” olarak değiştirilmesini istemiş, mahkemece, bir kimsenin dinini değiştirmesi adını değiştirmesine gerekçe olamayacağı gibi isim değiştirmek için haklı bir sebebi de bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden özellikle dinlenen tanık beyanlarından davacının çevresinde ve arkadaşları arasında “Gabriel” ismi ile tanınıp bilindiği anlaşılmaktadır. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 27. mad­desine göre kişi haklı nedenlere dayanarak adının değiştirilmesini hakimden isteyebilir. Davacının Gabriel adıyla çevresinde tanınıp bilinmesi, arkadaşları tarafından bu adla çağrılması yasanın aradığı anlamda bir haklı nedendir. Mah­kemece açıklanan bu hususlar gözetilerek kanıtlanmış bulunan davada istem gibi davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi doğru görülmemiştir.18.HD. 2008/4134-5955.

İSİM DEĞİŞTİRME İÇİN DİĞER HAKLI NEDENLER

Davacı, dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanı ile soyadının “Buzak” oldu­ğunu bu soyadının çevrede alay konusu olduğunu bildirerek soyadının “İslamoğlu” olarak değiştirilmesini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.4721 sayılı Türk Medeni Yasasının 27. maddesi hükmüne göre adın ve soyadın düzeltilmesi haklı nedenlere dayanılarak hakimden istenebilir. So­mut olayda davacı yanın dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar dosyada top­lanan kanıtlar ve özellikle tanık anlatımları, anılan Yasa maddesi hükmüne göre haklı neden sayılarak davanın kabulü ile davacının soyadının istem gibi düzel­tilmesine hükmedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir, 18. HD.11.09.2012, 2012/8086-9304.

——————————————————————————————————-

Davacı dava dilekçesinde, aile içinde ve çevresinde “Ümran” adı ile bilinip çağrıldığını, nüfusta kayıtlı olan “Ümit” adının ise erkek adını çağrıştırdığını, yanlış anlamalara neden olduğunu ileri sürerek nüfus kütüğünde yazılı “Ümit” adının “Ümran” olarak değiştirilmesini istemiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Ka­nununun 27. maddesi hükmü uyarınca kişi, haklı nedenlere dayanarak adının değiştirilmesini hakimden isteyebilir. Yargıtay uygulamalarında yasanın buyu­rucu hükümlerine aykırı olmamak koşuluyla bir kişi çevresinde tanındığı adını kullanabilir ve bu adla nüfusa tescilini isteyebilir. Somut olayda davacının iddia­sını kanıtlaması açısından varsa başka tanıkları dinlenmeli, gerektiğinde kolluk araştırması yapılmalı, diğer delilleri toplanmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken tek tanık anlatımı ile yetinilip karar verilmesi doğru görülmemiştir, 11.03.2010, 2009/13381-2010/3695.

İSİM (AD) DEĞİŞTİRMEDE HAKLI NEDEN OLMAYACAK HALLER

Davacı dava dilekçesinde, yaşamakta oldukları B. ilçesinde Gökçe soyadında birçok kimsenin bulunduğunu, bu durumun resmi işlemlerde karışıklığa ve yanlışlıklara neden olduğunu ileri sürerek Gökçe olan soyadının Ömeroğulları olarak düzeltilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, davacının babasının adının Ömer olduğu, zabıtaca yapılan araştırmada bu kişinin (davacının) aranan kişilerden olmadığı, Ömeroğlu soyadıyla tanınan bir kimse olduğunun belirtilmediği, dinlenen tanık­ların ise davacının, Ömer’in oğlu Ünal olarak tanındığını ancak Ömeroğulları soyadıyla tanınıp bilindiklerine dair bir beyanlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesine göre kişi, ancak haklı nedenlerin varlığı halinde soyadının değiştirilmesini hakimden isteyebilir. Yasa­nın bu hükmü karşısında bir kimsenin soyadını değiştirebilmesi için eski soyadı­nın, onu toplum içerisinde incitebilecek, gülünç, ayıp ve herkes tarafından ya­dırganabilecek bir nitelikte olması gerekir. Kişinin almak istediği soyadın da o aileyle özdeşleşmiş, yakın çevresinde, dost ve akrabaları arasında kuşku ve duraksamaya yer vermeden tanınıp bilinen ve aynı zamanda anılan bir soyadı olması gerekir. Somut olaya gelince; davacının soyadının, toplum içerisinde yukarıda açıklanan şekilde olumsuz bir özelliği bulunmamaktadır. Ayrıca bu soyadı ile tanınıp bilindiğine dair herhangi bir delil de dosyaya ibraz edilmemiştir. Bir kimsenin babasının adı ileride ona, bu adı soyadı olarak kullanma hakkını vermez. Mahkemece, yasanın aradığı koşullara uygun haklı nedeni bulunmayan davacının davasının reddi yerine kabulü yönünde hüküm kurulması doğru gö­rülmemiştir, 18. HD. 23.02.2011, 2010/13590-2011/2390.

——————————————————————————————————

Davacı dava dilekçesinde küçükken anne ve babasının kendisine Kenan Ev­ren adını verdiğini, bu sebepten dolayı sosyal hayatında zorluklar yaşadığını, adının arkadaşları arasında paşa benzeri lakaplarla anılmasına neden olduğunu, öğretmenlik yapması sebebiyle öğrenciler arasında adının dalga konusu olabildi­ğini bu nedenle öğrencileri üzerinde gerekli olan otorite ve ciddiyeti sağlamakta zorluk çektiğini, adının sosyal ve mesleki hayatını olumsuz etkilediğini ileri süre­rek Kenan Evren olan ön adının Emre olarak, yargılama sırasında da adındaki Kenan’ın kaldırılmasını sadece Evren olarak isminin düzeltilmesini istemiş, mah­kemece, davacının davasının kabulüne karar verilmiştir. Dava, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesine göre açılmış, bir ad düzeltme davasıdır. TMK’nun 27. maddesine göre, kişi, ancak haklı sebeplere dayanarak adının değiştirilmesini hakimden isteyebilir. Davacının değiştirilmesini istediği “Kenan” adı toplum içerisinde bu adı taşıyan kişiyi küçük düşürecek onunla dalga geçilmesini sağlayacak bir özellik taşımamaktadır. Böyle bir olgu kabul edildiği takdirde bu adı taşıyan binlerce kişiyi incitme olasılığı bulunmaktadır. Bu saptama yapıldıktan sonra somut olaya gelince; dinlenen tanık beyanları ile davacının kendi anlatımı göz önünde bulundurulduğunda isteminin adının değiştirilmesini gerektirecek ağırlıkta ve nitelikte olmadığı, davacının eğitim ve öğrenim görevini hakkıyla yeri­ne getiremeyerek otoritesini sarstığı, öğrenci öğretmen ilişkisinde aşınmaya ne­den olduğu ve kendi değimiyle öğrencileri tarafından kendisiyle dalga geçilmesi­ni, alay edilmesini sağladığı kusuruyla yarattığı ortamın düzeltilmesini adını değiştirmekle sağlamaya çalıştığı ve böylece itibar elde etmeye uğraştığı anlaşılmakta­dır. Davacının kendisinin sebebiyet vermiş olduğu olumsuz durumların giderilme­si için bu duruma hiçbir şekilde neden olmadığı anlaşılan adının değiştirilmesini bahane yaparak istemini haklı göstermesinde hiçbir haklılık payı bulunmamakta­dır. Mahkemece tüm bu hususlar dikkate alınarak nüfus kütüğündeki bilgilerin doğruluğuna yönelik bulunmayan sırf dış nedenlerle oluşabilecek olumsuzlukları gidermek için bu kayıtlar üzerinde düzeltme yapılamayacağı düşüncesiyle kanıt­lanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir, 18. HD. 22.02.2011, 2011/236-2316.

——————————————————————————————————-

Dava dilekçesinde Mertcan ve Merve Aslı A.’ın babaları olan İbrahim’in avukatlık görevi sırasında ceza kovuşturmasını gerektirecek nitelikte hatalı iş­lem ve eylemler yapması nedeniyle cezaevine girdiği, bu durumun çevrede kötü biri olarak tanınmasına neden olduğu ileri sürülerek adı geçen çocukların babası ile aynı soyadı taşımak istemedikleri ileri sürülerek “Altuntaş” olan soyadlarının annelerinin soyadı olan “Aydın” olarak değiştirilmesi istenilmiştir. TMK’nun 321. maddesi hükmüne göre çocuk ana ve baba evli ise ailenin (baba­nın), evli değil ise ananın soyadını taşır. Somut olayda soyadlarının değiştirilme­si istenilen Mertcan ve Merve Aslı’nın İbrahim ve Mefaret’in evlilik birliği içinde doğdukları ve nüfusta babanın Altuntaş olan soyadını aldıkları anlaşılmaktadır. Baba ibrahim’in avukatlık görevini yerine getirdiği sırada ceza kovuşturmasını gerektiren eylem ve işlemlerde bulunması çocuklar ile ilgilenmemesi ve onları uzun süreden beri görmemiş olması ve benzeri nedenler çocuklarının soyadını değiştirmesi için haklı neden sayılamaz. Buna göre davanın reddi gerekirken kabulüyle istem gibi karar verilmesi doğru görülmemiştir. 18. HD. 2008/209­1929.

——————————————————————————————————–

Davacı dava dilekçesinde, iş hayatında ve aile ile akraba çevresinde “Bilgiç” soyadı ile tanındığını bildirerek nüfus kütüğündeki “Ezin” olan soyadının “Bil­giç” olarak değiştirilmesini istemiştir. Türk Medeni Kanununun 27. maddesi hükmüne göre adın ve soyadın değiştirilmesi ancak haklı nedenlere dayanılarak hakimden istenilebilir. Yargılama sırasında bilgisine başvurulan davacı tanığı davacının başka bir kadınla resmen evli olan B.Bilgiç ile evlilik dışı birlikte yaşa­dıkları ve müşterek iki de çocuklarının olduğunu bu nedenle de davacının çev­resinde soyadının Bilgiç olarak bilindiği ve nüfus kütüğündeki Ezin soyadını kullanmadığı belirlenmiş davacı vekili de tanık beyanını yadsımayıp doğruluğu­nu kabul etmiştir. Bir kadının evli bir erkekle evlilik dışı birlikte yaşaması ve o kişiden evlilik dışı çocuğunun olması ona birlikte yaşadığı bu kişinin soyadını taşıması hakkı kazandırmaz ve Türk Medeni Kanununun yukarıda değinilen 27. maddesinde öngörülen soyadını değiştirmek için haklı neden olarak kabul edi­lemez. Mahkemece yukarıda değinilen hususlar göz önünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan yazılı gerekçeyle davanın kabulü ile davacının soyadının değiştirilmesine hükmedilmesi doğru görülme­miştir. 18. HD. 2007/3455-4111.

İSİM DEĞİŞTİRMEDE TÜRKÇEYE UYGUNLUK İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının esas adının Sementa olup nüfus kaydında Sevent olarak yazılı olduğunu bu nedenle davacının adının Sevent Sementa olarak değiştirilmesini istemiş, mahkemece, Sementa adının yabancı kökenli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içindeki bilgilere, davacının dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerine göre, adın yabancı kökenli olmasının değiştirmeye bir engel teşkil etmeyeceği de gözetilerek dava­cının bu konudaki kanıtları toplanıp, göstereceği tanıkları dinlenip, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir, 18. HD. 06.03.2012, 2011/10872­2012/2293.

——————————————————————————————————

Davacı vekili dilekçesinde, müvekkillerinin çevrede “Bender” soyadı ile ta­nınıp bilindiğini beyan ederek nüfus kaydında “İlhan” olan soyadının “Bender” olarak düzeltilmesini istediğine ve Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında da kişinin çevresinde tanınıp bilindiği soyadı ile anılmasının ve bunu kayden taşı­masının soyadı düzeltilmesi için haklı neden teşkil edeceği kabul edildiğine, dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerden davacının “Bender” soyadı ile çevresinde tanınıp bilindiği anlaşıldığına göre; davacının adının düzeltilmesinde olduğu gibi haklı nedenin varlığı kabul edilerek soyadının da düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, yerinde bulunmayan gerekçelerle soyadı düzeltil­mesine ilişkin davasının reddi doğru görülmemiştir, 18. HD. 19.07.2010, 2010/7183-11073.

——————————————————————————————————-

Davacı vekili dilekçesinde, davacının Almanya Bremen’de 06.05.1991 tari­hinde doğduğu ve adının da Jasmin olduğu halde Türkiye’de nüfusa tescili sıra­sında adının Yasemin, doğum tarihinin 11.05.1991, doğum yerinin de Savur olarak hatalı bir şekilde kaydedildiğini ileri sürerek, bu kayıtların düzeltilmesini istemiş; mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın ispatlanamadığı ge­rekçesi ile reddine karar verilmiştir. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; mah­kemede dinlenen davacı tanıkları, davacının 1991 yılında Almanya’da doğdu­ğunu, adının Jasmin olarak bilindiğini beyan ettikleri ve davacının nüfusa tesci­line ilişkin doğum tutanağının annesi Habibe’nin beyanı üzerine düzenlendiği dosyaya noter onaylı tercümesi ile birlikte ibraz edilen Federal Almanya Cum­huriyeti Bremen Nüfus idaresince verilen doğum sicil örneğinden davacını’ 06.05.1991 tarihinde Almanya Bremen’de doğduğu, adının da Jasmin olarak kaydedildiği dikkate alındığında, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yerinde bulunmayan gerekçe ile reddi doğru görülmemiştir, 18. HC 05.07.2010, 2010/6221-10073.

——————————————————————————————————-

Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin “Mustafa Salih” olan adının “Janbi” olarak değiştirilmesini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Türk Medeni Yasa­sının 27.maddesine göre, haklı nedenlerin varlığı halinde adın değiştirilmesi mümkün olup, Yargıtay uygulamalarında da kişinin toplum içinde bilinip tanın­dığı adını kayden de taşımasının haklı neden teşkil edeceği kabul edilmiştir. 1353 Sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun’a aykırı olma­mak koşuluyla, ismin yabancı kökenli olmasında yasal bir engel bulunma­maktadır. Mahkemece davacı tarafından bildirilen kanıtlar toplanmadan, ta­nıklar dinlenmeden, buna göre; haklı nedenlerin var olup olmadığı saptanma­dan, yetersiz araştırma ve eksik inceleme sonucu istemin Türkçe ad olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. 18. HD. 2009/5636-8916.

Av.Kemal ŞENER

İsim Değiştirme Davaları İle İlgili Yargıtay Kararları ile Benzer Yazılar:

21 Ağustos 2013 Saat : 10:25

“İsim Değiştirme Davaları İle İlgili Yargıtay Kararları” için 4 Yorum

  1. bessey aydogan diyor ki:

    İsmim babaannemin ismi ve 100 yıl öncenin ismi şuan bu ismin kullanım oranı 0 a yakın herkes bu nasılisim diye dalga geçiyor istemiyorm

  2. ilkem kara diyor ki:

    Merhaba önceden isim değişikliği ile ilgili karar alınmış bir davam vardı.
    Ama kararı gazetede yayınlatıp sonuçlandırmamıştım.
    Daha farklı bir isim için tekrar dava açabilir miyim?
    İlk dava 10 sene önce sonuçlanmıştı ama hala eski ismimi kullanıyorum.

  3. kemuran semih diyor ki:

    merhaba ismimi değiştirmek için dava açtım önce beni asli hukuk mahkemesine yönlendirdiler davaya takipsizlik çıktı ve sulh hukuk mahkemesine yönlendirildim bugün ise o mahkemeye girdim gene takipsizlik kararı çıktı ve hakim tekrar asli hukuk a başvurmamı istedi bende ordan buraya gönderidiğimi söyleyince buradada takipsizlik çıktı yargıtaya başvurman gerekiyor dedi anlamadım gitti kardeşim bu nasıl bir hukuktur nasıl bir düzendir ben hala anlayamamış durumdayım 6 aydır uğraşıyorum ve bir 6 ay daha sürer böyle giderse. kendi kendime gülüp dua ediyorum allahtan adam öldürmedim diye bana yardımcı olursanız çok sevinirim bu konuda bilgi sahibi olanlar yardım edin artık birilerine yalvarmaya başlayacağımm

  4. CÜNEYT KEF diyor ki:

    Öncelikle paylaştığınız bilgiler için teşekkür ederiz. Ben de bu konuyu bir stajyer olarak araştırıyorum. Hocam; hem isim hem de soy ismin bir davada birlikte değiştirilmesine ilişkin bir karar var mı acaba? Yardımlarınız için teşekkürler…

İsim Değiştirme Davaları İle İlgili Yargıtay Kararları Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

.:: Mail İletişim Formu : Bize Yazınız ::.
Adınız:
Telefon:
E-mail: