Türk Mahkemeleri tarafından Tanıma ve tenfiz kararı verilmesi için öncelikle yabancı mahkeme tarafından verilen bir ilam olmalıdır. Mahkeme İlamı, dava taraflarına verilen hüküm nüshasıdır (HMK m.301/2). Hüküm görülen davanın esası hakkında verilen davacı ve davalı arasında uyuşmazlığa son veren nihai kararlardır. Bu durumda yabancı mahkemeden verilen belgenin tanınması ve tenfizi için, davanın esası hakkında verilmiş olması, ayrıca taraflar arasındaki uyuşmazlığa son veren nitelik taşıması gerekir. Bu yüzden ilam niteliğini taşımayan belgelerin Türk Mahkemelerince tanınması ve tenfizi mümkün değildir.
Örnek vermek gerekirse, taraflar arasında yapılmış olan sözleşme ilam niteliği taşımaz. Bu nedenle tanınamaz ve tenfiz edilemez. Yargıtay 2.HD 2009 yılında verdiği bir kararında “…Tenfizin, yabancı mahkemelerden hukuk davalarma ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan Türkiye’de icrası gereken ilamlar (5718 s. MÖHUK. m.50) için; tanımanın ise, yabancı mahkeme ilamlarına kesin delil veya kesin hüküm vasfı kazandırmak (5718 MÖHUK. m.58) için söz konusu olacağına, Alman noterliğinde düzenlenen mirasın paylaşımına ilişkin sözleşmenin bu sebeple, tenfiz ve tanınmasının hukuken mümkün olmadığına…” şeklinde hüküm kurmuştur.
Buna benzer olarak ödeme emri niteliği taşıyan bir belge hakkında tanıma ve tenfiz kararı verilemez. Yargıtay 19.HD de 2008 yılında verdiği bir kararında “…Davacı vekili, Viyana Ticaret Mahkemesi 30. Bölümünün 12.10.2005 tarihli kararla 29.09.2005 tarihli senede istinaden 1.065.064.90.- Euro’nun ödenmesine karar verdiğini, kararın 11.11.2005 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek kararın tenfizini talep etmiştir. Mahkemece temyizi istenen kararın ödeme emri niteliğini taşıyan bir belge niteliğinde olması nedeniyle tenfizinin talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir… Davacnın tenfizini talep ettiği karar tenfizi istenebilecek kararlardan olmadığından mahkemece tenfiz isteminin reddine ilişkin kararda isabetsizlik görülmemiştir…” demek suretiyle ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
Bunlardan başka tarafların yurtdışında, Mahkeme yerine evlendirme dairesi, valilik, nüfus müdürlüğü ve benzeri makamlardan almış oldukları boşanmaya ilişkin belgeler de ilam niteliği taşımadığından Türk Mahkemeleri tarafından tanınamayacak ve tenfiz edilemeyecektir.



